Marka Kent Manisa

Gezi Mekanları


Kültür Turizmi


Karayolu ve demiryolu bakımından ulaşılması kolay bir noktada bulunan Manisa, tarihi, doğal ve folklorik değerler bakımından zengin bir ilimizdir. Yöredeki kalıntılardan, antik çağdan bu yana önemli yerleşimlere sahne olduğu, Sardes Kenti’nin Lidya Devleti’ne başkentlik yaptığı,Thyateira, Philadelphia ve Sardes’in Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde önemli dini merkezler olduğu bilinmektedir. Bu dini ilk benimseyen kentlerden biri olan Magnesia ise Bizans döneminde önemli piskoposluk merkezlerinden biri olmuştur. Saruhan Beyliği’nin başkenti olan, Osmanlı İmparatorluğu döneminde de idari bir merkez olarak önemini koruyan ve uzun bir süre şehzadeler tarafından yönetilen Manisa’da, bu dönemlere ait birçok eser günümüze kadar ulaşmıştır. Özellikle Manisa merkez, Saruhanlı ve Osmanlı dönemi eserleri bakımından zengindir.Yine Kula kentsel sit alanı, klasik Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerindendir. Bu eserler kültür turizmi açısından önemli bir potansiyel oluşturmanın yanı sıra, araştırmacı ve yazarlar için de zengin bir kaynak teşkil etmektedir.


İnanç Turizmi


İncil’in vahiy bölümünde adı geçen, Hıristiyanlığın batıya doğru yayılmasında önemli katkıları olan ve Yedi Kiliseler adıyla anılan, Ege Bölgesi’ndeki yedi kiliseden üç tanesi Sardes, Thyateira ve Philadelphia Manisa ili sınırları içindedir. Bu üç kilise ve Museviliğe ait en eski ibadethanelerden biri olan Sardes Sinagogu ile Manisa merkezdeki Ulu Camii, Sultan Camii ve Muradiye Camii inanç turizmi kapsamında ziyaret edilen eserlerdir.

Eko Turizm


Merkez ilçenin hemen güneyinde yer alan, ünlü Manisa lalelerinin doğal olarak yetiştiği Spil Dağı Milli Parkında, yüzü aşkın endemik bitki, 70 kadar da şifalı bitki mevcuttur. Sümbül, çiğdem, siklamen, glayöl, menekşe, papatya ve gelincik gibi çiçekli bitkilerin bulunduğu Spil Dağı’nın en ünlü bitkisi, küçük orman açıklıklarında ve dere tabanlarının düzlüklerinde kümeler halinde yetişen lalelerdir. Spil ya da Manisa Lalesi adıyla anılan bu laleler, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Manisa’nın şehzadeler tarafından yönetildiği yıllarda, İstanbul’a götürülerek İmparatorluk tarihinde bir döneme adını vermiştir.


Yaban hayatı bakımından da oldukça zengin olan milli parkta tavşan, tilki, kurt, çakal, domuz, sansar, porsuk, kirpi ve sincap gibi hayvanlar sıklıkla, kınalı ve çil keklik ise daha nadir bulunan hayvanlardır. Ötücü kuşların hemen birçok türü ile yırtıcı kuşlardan doğan, atmaca ve kartal da bulunmaktadır. Ayrıca geyik koruma ve üretme sahasında geyiklere ve Muradiye Keklik Üretme İstasyonu’nda üretilerek, korunabilen alanlara salınmış sülünlere rastlamak da mümkündür.


Ayrıca Spil Dağı Atalanı mevkiinde, ziyaretçilerin kendi çadır ve karavanlarıyla kamp yapmaları mümkündür.


Antik çağdan beri bağcılık yapılan yörede, yetiştirilen ürünlerin başında üzüm gelmektedir. Manisa yöresi çekirdeksiz üzüm yetiştiriciliği konusunda, gerek kalite ve gerekse rekolte bakımından dünyanın sayılı bağcılık merkezlerinden biridir. Temmuz ayının ikinci yarısından itibaren yenilecek olgunluğa erişen üzümün hasadı eylül ayı ortalarına kadar sürer. Çok geniş bir alana yayılan bağlar, eko turizmi bakımından değerlendirilmeyi bekleyen bir potansiyel oluşturmaktadır.


Etrafı sulak çayırlar ve sazlıklarla kaplı olan Gölmarmara ilçesindeki Marmara Gölü de kuş çeşitliliğine imkan veren doğal bir çevre oluşturmakta ve birçok kuş türünü barındırmaktadır. Bu özelliği ile ornitoloji meraklılarını cezbedebilecek bir alan teşkil etmektedir.