Marka Kent Manisa

Manisa'da Kültür


Gelenek ve Görenekler



Zaman içinde yaşam koşullarında meydana gelen değişiklikler geleneklerde de kendini göstermektedir. Ancak küçük yerleşim birimlerinde, eski gelenek ve göreneklerin birçoğu hala yaşatılmaktadır. Geleneksel ritüeller daha çok kız isteme, söz kesme, nişan, düğün, hastalık, adak adama ve asker uğurlama gibi olaylarda yoğun bir biçimde görülür.



Hastalıkların tedavisi için başvurulan bazı yöntemler şunlardır:

- Nazara inanılır, kurşun döktürülür.
- Kabakulak hastalığının geçmesi için, ağzı kıbleye bakan bir fırından alınan is, şiş yerlerin etrafına çizgi halinde sürülür ve okunur.
- Temrenin geçmesi için ocaklı denilen kişilere okutulur ve üzeri arpayla çizilir.
- Sıtma hastalığının geçmesi için, pamuk ipliği okunarak bileğe bağlanır.

Halk arasında kullanılan deyişlerden bazıları da şunlardır:

- Ekici ol bilici olma.
- Sofrada elini, mecliste dilini sakla.
- Taş taşı, söz taşıma.
- Deli ile devletli bildiğini işler.
- Gömleğinin deliğine bakmaz, poyraza karşı gider
- Kısmeti kesilen köpek, kurban bayramında uykuya yatar.
- Tarlanın taşlısı, kadının saçlısı, erkeğin yaşlısı vefalı olur.
- Kocasından sonra kalkan karıdan, hazirandan sonra

El Sanatları


Sanayileşmeyle birlikte, geleneksel el sanatlarımızın bazıları azalmış, bazıları da yok olmaya başlamıştır. Bunun yanı sıra Manisa’da başta halıcılık olmak üzere, halen sürdürülen el sanatları mevcuttur.Yörede halı, kilim, cicim, sili ve çarpana gibi dokumacılık türleri ile güveç yapımı, ahşap at arabası yapımı, keçecilik, semercilik, bakırcılık gibi el sanatları hala varlığını sürdürmektedir.


13.yüzyıldan itibaren yöreye yerleşmeye başlayan Türk boyları, yerleşik düzene geçilmesinden sonra da eski yaşamlarına ilişkin birçok alışkanlıklarını sürdürmüşlerdir. Başlıca geçim kaynakları hayvancılık olan bu boylar, kendi hayvanlarının yünlerini doğal boyalarla boyayarak, simgesel motiflerden oluşan geleneksel desenlerle, kendi ihtiyaçları için halı, kilim ve benzeri dokumalar yapmaktaydılar. Yerleşik düzene geçilmesinden sonra daha da yaygınlaşan halı dokumacılığı,


17. yüzyıldan başlayarak ün kazanmış, Manisa-Merkez Yunt Dağı Köyleri ile Gördes, Kula ve Demirci İlçeleri önemli halıcılık merkezleri haline gelmiştir.


19. yüzyılda batı ülkelerinde bu halılara talebin artması, halı ticareti ile uğraşan şirket ve tüccarların seri üretime yönelik ve Avrupai zevke uygun siparişler vermesi, Türklere özgü çift düğüm tekniğinin ve doğal boyaların terk edilmesine ve desenlerde dejenerasyona yol açmış, kısaca ticari kaygılarla kalite düşürülerek, yöre halıcılığında yozlaşma meydana gelmiştir. Bu durum, ilgili kurum ve kuruluşların üniversitelerle işbirliği yaparak yıllar süren çalışmaları sonucunda, yöre halıcılığında geleneksel özelliklere dönüş sağlanana kadar da devam etmiştir.


Halılar, Gördes, Kula, Demirci ve Yunt Dağı Halıları şeklinde, dokundukları yörenin adıyla anılmaktadır. Ayrıca Yunt Dağı, Kula, Sarıgöl ve Selendi Köylerinde kilim dokumacılığı, Akhisar’da keçecilik ve fonksiyonel ya da dekoratif amaçlı minyatür yaylı at arabası ve kağnı üretimi, Salihli Gökeyüp Kasabası’nda güveç yapımı, Kula’da bakırcılık yörede görülen diğer önemli el sanatlarıdır.